Doula Nedir?

Doula nedir?

“Doula nedir” dediğimizde aklımıza sadece hamilelik ve doğum geliyor olabilir; ancak doula olmak, sadece doğumda destek vermekle ilgili olmak zorunda değil.

Biz yine de, öncelikle doğuran kadınlara destek vermek üzere keşfedilen doulalık sanatının nasıl ortaya çıktığına, nasıl “holistik” bir hizmete dönüştüğüne bir göz atalım.

Doula keşfedileli çok olmuyor, ancak şimdiden dünyanın birçok yerinde, çok çeşitli ihtiyaçlar için doula hizmetinin kıymeti anlaşılmış durumda.

Hamilelik, doğum ve lohusalıkta destek olan doulaların yanı sıra, “full spectrum doula” denilen, kapsamlı hizmet veren doula olarak Türkçeleştirebileceğimiz yeni doulalar, annelik yolculuğunda destek olmanın kapsamını genişletiyor ve hamilelikte veya lohusalıkta kayıp, yas gibi süreçlere, kürtaj ve benzeri operasyonlara; hatta annelikle hiç ilgisi olmayan başka önemli yaşamsal süreçlere de eşlik ediyorlar.

Holistik Doula yaklaşımı da, yaşamın her alanında doula hizmeti verilebileceğini savunan, kapsamlı doula hizmetlerini benimser.

Doula ne demek?

Doula, “hizmet eden kadın” demek. Eski Yunanca’dan gelen bu kelime, doğumlarda kadınlara eşlik ve hizmet eden profesyoneller için kullanılmaya başlandı. 

Bir doğum profesyoneli olarak doula, doğumlara yalnızca eşlik eder; bir ebe değildir. Eğer başka bir yetkinliği/diploması yoksa, doğumla ilgili herhangi bir tıbbi durumla ilgilenmez ya da medikal bir destek vermez. 

Doula nedir

Doula nasıl keşfedildi?

Guatemala’daki bir doğumevinde, iki ayrı doğumhanede doğumları devam eden, iki ayrı kadın grubu vardı. Birinci doğumhanedeki doğumlar, ikincidekilere kıyasla daha kısa sürmüştü, daha kolay geçmişti.

Doğumhanede başka bir kadının yalnızca bulunması bile, doğumların gidişatını olumlu etkilemişti.

Araştırmacılar Marshall Klaus, John Kennell, Steven Robertson ve Roberto Sosa; yaklaşık 10 yıldır ABD’deki çeşitli üniversitelerde ve hastanelerde anne bebek bağı üzerine çalışan uzmanlardı. Guatemala’da yürüttükleri bir çalışma esnasında, tamamen tesadüfen, bir kadın eşlikçinin doğumhanede bulunmasının doğumların gidişatını önemli ölçüde etkilediğini fark ettiler ve doula hizmetlerinin öncüsü oldular.

1980 yılında Guatemala’daki bu  doğumhanede, iki ayrı doğum odasında bulunan kadınların doğum süreleri arasında dikkat çeken bir farklılık vardı. Bir grup kadın, doğum öncesi süreci birlikte geçirdikleri ve belirli bir doğum odasında bulundukları için, diğer kadınlara kıyasla daha kısa sürede doğum yapmışlardı.

Founders of DONA International

Soldan sağa: Peggy ve John Kennell,
Phyllis Klaus, Penny Simkin, Marshall Klaus ve Annie Kennedy.

 

Bu durumu araştıran uzmanlar, daha hızlı doğum yapan kadınların bulunduğu odada bir araştırma asistanının mevcut olduğunu keşfettiler. Bu asistan, kadınlara destek olmak amacıyla orada olmasa da, onlarla etkileşimde bulunmuştu ve bu durum, kadınların rahatlamasını, bu da doğumların daha konforlu ilerlemesini sağlamıştı.

Üstelik, bu kadınlarla etkileşime geçen asistanın desteği sayesinde orada bulunan kadınların doğumları ortalama 8,7 saat sürmüştü. Diğer odadaki kadınların doğum süreleri ise ortalama 19,3 saatti.

Bu keşif, Klaus, Kennell, Robertson ve Sosa isimli dört araştırmacı tarafından daha derinlemesine incelendi. Doğum sürecine destek sağlayan bir yardımcının etkisinin ne kadar büyük olduğunu gördükten sonra, bu alanda profesyoneller yetiştirmeye karar verdiler ve 1986 yılında, “Doğum Sırasında Sosyal Desteğin Anne ve Bebek Hastalıkları Üzerindeki Etkileri” adlı bir çalışmayı İngiliz Tıp Dergisi’nde yayınladılar.

Bu yayın, doula kavramının daha geniş kitlelerce bilinmesini sağladı ve 1992’de Penny Simkin ve Annie Kennedy’nin de yardımlarıyla Doulas of North America (DONA) topluluğu kuruldu. DONA, bugün hala profesyonel doulalar yetiştirmeyi ve dünyanın en prestijli doula organizasyonu olmayı sürdüren bir topluluk.

Türkiye’de ise ilk doula topluluğu, 2011 yılında Julia Steils Paçacıoğlu tarafından “İçsel Doğum” ismiyle kuruldu. Bugün İçsel Doğum’un yanı sıra DO-UM ve İstanbul Doğum Akademisi gibi kurumlar da, Türkiye’de yeni doula toplulukları olarak var olmaya devam ediyorlar.

Holistik doula nedir?

Doula olmak, 1970’lerin sonunda doğum destekçiliği olarak tanımlandı ancak, doula işinin uygulandığı çeşitli ülkelerde, doula pratiği daha da zenginleşmeye başladı. Ölüm doulası, yas doulası gibi destekçileri daha sık duyar olduk. Doula anlayışı ile destek verilebilen her alanda, doulalık yapılabilmeye başlandı.

Benim için doula olmak herhangi bir üretim, yaratım ya da geçiş aşamasında olan birine destek olmak demek. Alan tutmak, bu süreçteki ihtiyaçlarını gözetmek, süreci onun için kolaylaştıracak şekilde ona hizmet etmek…

Peki, “Her alanda doula nedir” derken, neyi kastediyoruz?

      • Hamileliğe hazırlık 

      • Tüp bebek süreci

      • Gebelikte kayıp ve kürtaj

      • Lohusalığa hazırlık

      • Doğuma hazırlık

      • Doğumda ve lohusalıkta bire bir destek

      • Ebeveynliğe hazırlık

    Bütün bunların yanında, sanatsal bir üretim ya da yaratım yolculuğunda ya da yaşamın dönüştürücü eşiklerinden biri olan cinsiyet uyum süreçlerinde de doula desteği verilebiliyor olması, doulanın yaşamın her alanında eşlik edebilecek bir uzman olarak hizmet verdiğini gösteriyor.

    Holistik (bütüncül) destek, ihtiyaçları daha geniş bir perspektiften gözleyerek destek olmak demek. Her şey birbiriyle bağlantılı. Herkesin yolculuğu bir ve birbirinden hep çok farklı. İçsel Doğum‘un felsefesinden öğrendiğimiz gibi, “doğum bir kahramanın yolculuğu.”

    Bütün mitler, kahramanları koruyan, kollayan, bakım veren bir arketipten söz eder.
    Holistik Doula yaklaşımı, doulalığı bir “kahraman kollayıcılık” olarak tanımlar.

    Holistik Doula, yalnızca bu yaklaşımla hizmet vermekle kalmaz, bu yaklaşımı yaymak da ister. Grup çalışmaları, atölyeler ve online buluşmalarla da bir araya gelelim ki destek olmak, birbirimizi koruyup kollamakla ilgili de daha çok konuşabilelim ister.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    İçindekiler

    Diğer Yazılar

    Sea Dreams
    Genel
    Duygu İslamoğlu

    The Open Seas In My Dreams

    Perhaps these dreams are more than mere figments of imagination; perhaps they are a call to explore the hidden facets of ourselves and our connection to the world. Jung posited that the sea symbolizes our innermost thoughts and emotions, a reflection of our instincts and the mysterious forces that drive us.

    Devamını Oku